|
Hepimiz yaşamın içinde çeşitli zorluklarla karşı karşıya gelmek durumunda kalıyoruz. Mücadele gücümüzü ortaya koymamız gereken, baş etme becerilerimizi sergilememiz gereken koşullarla yüz yüze geliyoruz. Bunu zaman zaman başarabilirken , öyle zamanlar geliyor ki kendimizi son derece çaresiz, son derece yetersiz ve hiçbir şeyin üstesinden gelemeyecekmiş gibi hissedebiliyoruz. Tüm bu süreçler insan olmanın doğasında olan süreçler ve herkes yaşamının bir evresinde bu tür sıkıntılar yaşayabiliyor.
İşte böyle zamanlarda psikoterapi devreye girmektedir. Kişi yaşamında var olan soruna çözüm bulabilmek adına bir profesyonele başvurur ve psikoterapi süreci başlar. Bu bahsettiğimiz süreç aslında önemli bir sorunun cevabını bulmaya yöneliktir.. “NEDEN?”
“neden hep üzgünüm?”
“neden dertler peşimi bırakmıyor?”
“neden bu kadar şanssızım?”
“neden kimse bana değer vermiyor?”
“neden kendimi hiç gibi hissediyorum?”
“neden sık sık ölümü düşünüyorum?”
“neden uyuyamıyorum?”
“neden boğulacak gibi oluyorum?”
“neden nefes almakta zorlanıyorum?”
“neden bedenimdeki ağrılar dinmiyor?”
“neden yalnızım?”
“neden insanlar bana böyle davranıyor?”
“neden kimse yardımcı olmuyor?”
“neden bu kadar çaresizim?”
“neden çocuğuma ulaşamıyorum?”
“neden eşimle iletişim kuramıyorum?”
“neden kimse beni anlamıyor?”
“neden hiçbir işim düzgün gitmiyor?”
“neden bu kadar sık bu saçma düşünceleri düşünüyorum?”
“neden istemediğim halde bu davranışları takıntılı biçimde tekrarlıyorum?”
NEDEN , NEDEN , NEDEN…
Psikoterapide amaç kişiye, kendisine ve sorunlarına farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Çünkü sorunların en önemli kaynaklarından biri; kişinin kendisini, sorunları ve yaşamı algılayış biçimidir. Kişi bu algıyı hem genetik olarak getirmiş olduğu özelliklerle taşır hem de çok küçük yaşlardan itibaren başlayan yaşam deneyimleriyle geliştirir. Yanlış öğrenmeler, olumsuz yetiştirilme şekilleri, olumsuz yaşam deneyimleri kişinin algılarında çarpıklığa yol açabilir. Psikoterapi sürecinde bu oluşmuş algı çarpıtmaları üzerinde durularak , çarpıtmaların kaynaklarını irdeleyip ortaya çıkarılarak öncelikle danışanın “farkındalık” dediğimiz sürece ulaşması sağlanır. Bu süreçte kişi bugün ve şimdide yaşadığı zorlantıların, depresyonunun, panik bozukluğunun, takıntılı davranışlarının, eşiyle , çocuğuyla veya yakın çevresiyle olan problemlerinin, saplantılı düşüncelerinin, uykusuzluğunun, çökkün duygu durumunun ve benzeri sıkıntılarının kaynaklarıyla birlikte farkına varır. Sorunlar bu düzeye gelinceye kadarki neden sonuç ilişkilerini kurar hale gelir ve onu zorlayan her şeyi daha net bir biçimde kafasında oturtmaya başlar. Kendisine daha objektif bir gözle bakmayı ve değişimi dışarıda değil kendisinde aramayı öğrenir. Bu süreç gerçekten çok keyifli, inanılmaz doyum veren bir süreçtir. Kişi kendi içinde önemli bir aydınlanma yaşar ve eski bakış açısı ile yeni bakış açısı arasındaki taze ve daha sağlıklı farkı keyifle izler.
Kişi bu sürecin ardından yaşadığı keyfin yanı sıra bir kaygı yaşamaya da başlar, çünkü terapinin önemli aşamalarından biri olan ''NASIL?'' sorusunun cevabını bulmaya gelmiştir sıra. En önemli soru: ''Yaşadığım bu sıkıntılara neden olan algı ve davranış biçimimi NASIL değiştirebilirim?”
İşte bu süreçte kişi psikoterapi eşliğinde, eskiden var olan çarpıtılmış algısının , sağlıksız düşünce ve davranışlarının yerine daha sağlıklı olanı koymayı öğrenir. Kişiye yeni yaşamını daha kolay ve daha kaliteli yaşama fırsatı veren yeni bir bakış, yeni bir duruş kazandırılır. Bu süreçte zaman zaman zorlanmalar, eski alışkanlıklara geri dönüşler, yeni süreci hemen kabul edememe gibi zorluklar yaşanabilir. Ama hemen pes etmemek gerekir. Unutulmamalıdır ki taşı delen suyun şiddeti değil sürekliliğidir.. İstikrarlı bir biçimde psikoterapinin devamını sağlayarak yeni düşünce ve davranış kalıbını hayata geçirmek gerçekten mümkündür. Bu süreç içinde daha sağlıklı kararlar verdikçe, daha doğru iletişim yöntemleri kullanabildikçe, kişi görecektir ki yaşam daha keyifli ve daha doyumlu olabilmektedir. Bu da kendi içinde yeni sürecin devamlılığını sağlayacaktır. Psikoterapinin kendi içinde böyle bir ödül sistemi vardır. Daha sağlıklı iletişimi psikoterapiyle kazanmış olan kişi, kurabildiği sağlıklı iletişim sayesinde yakın çevresindeki davranış biçimlerinin de nasıl değiştiğini mutlulukla görecektir. Ve psikoterapinin işlevselliğini bizzat deneyimleyerek görme şansı bulacaktır.
Psikoterapinin en önemli ve en güzel yanı da şudur. Kişi bir kez değiştiğinde, bir kez o değişimin tadını yaşadığında bu artık yaşamı boyunca onu takip edecektir.. Başka bir problemli dönemde başka bir sıkıntıda artık cebinde çok önemli bir silahı vardır. Artık donanımlıdır, neyle nasıl mücadele edebileceğini daha iyi bilmektedir ve yaşamın zorlukları artık o kişi için daha kolay atlatılır hale gelmiştir. Fiziksel bağışıklık sistemimizi güçlendirmek adına nasıl bedenimize önem verip onu sağlıklı beslemeye, güçlendirmeye çalışıyorsak, ruhumuzun bağışıklık sistemi de iyi beslenmeye ve güçlendirilmeye ihtiyaç duyar. Psikoterapi süreci de akıl ve ruh sağlığımız için en önemli besin kaynaklarından biridir. Bir kez bu süreci yaşayıp bu sağlıklı ruh halinin tadını alan, bununla beslenen kişi de artık yaşam ve zorlukları için yeterli baş etme becerilerine sahip, ruhsal bağışıklık sistemi güçlü bir birey haline gelmekte ve bunu yaşamının tüm alanlarına taşıyabilmektedir.
Kaliteli ve doyumlu bir yaşam, güçlü bir ruh hep sizinle olsun…
|